İSLAM GÜLER YÜZLÜDÜR

Allah’ın resulü güleryüzlüydü. Tebessüm yüzünden eksik olmazdı. Müslümanlarla şakalaşır, onlara takılırdı. İçi ne ise mübarek yüzüne aynen yansırdı. Müslümanların başına bir sıkıntı gelse üzüntüsü yüzünden okunurdu. Güzel bir şey olduğunda sevinçten yüzü ay gibi parlardı. O güzel ahlakıyla, cömertliğiyle, alicenaplığıyla insanların içine sevinç doldururdu.
Müslümanların gülümsemesi de öyledir. Gavurlardaki gibi plastik bir gülümseme değildir. İçtendir, samimidir.
Bir az da mizah diyelim: Umulur ki sizi gülümsetir, yüzünüzde güller açar:
Ebu Hureyre (r.a.) rivayet etti: Ya Rasulullah bizimle şakalaşıyorsun. O dedi ki: Evet ama şakada bile doğruyu söylerim. Tirmizi
Suheyb (r.a.) anlattı: Efendimizin yanına geldim. Önünde hurma ve ekmek vardı. Bana: Yaklaş, ye dedi. Ben de hurmadan yemeye başladım. Rasulullah bana takıldı: Hem gözünde rahatsızlık var, hem de hurma yiyorsun. Dedim ki: Ben rahatsız olmayan gözümün tarafıyla çiğniyorum. Efendimiz gülümsedi. İbn-i Mace
Şakacı bir hoca cemaate sorar: Eşek anırması abdesti bozar mı?
Cemaat: Hayır der.
Hoca: Evet bozar der.
Cemaat: Hocam nasıl olur?
Hoca: Adam, üzerinde su kırbaları bulunan eşeğiyle çölde yolculuk etmektedir. Sabah namaza kalktığında bir de bakar ki eşeği kaybolmuştur. Arar bulamaz. Güneş doğmadan namaz kılması gerekmektedir. Teyemmüm yapar. Tam namaza duracağı sırada eşeğin sesini duyar!!! 😀 😀

Nasrettin Hoca kiralık bir ev bakmaktadır. Ama ev eski, ahşap bir ev olup hafiften bir o yana bir bu yana sallanmaktadır.
Hoca ev sahibine: Ama bu ev sallanıyor der.
Ev sahibi: Hocam bu çok dindar bir evdir, sallanarak zikrediyor.
Hoca cevap verir: En iyisi ben bu evi tutmayayım. Ya zikrin arkasından secdeye kapanırsa! 😀 😀

Nasrettin hocaya iki kişi tanrı misafiri olur. O zamanın adeti üzere evde ne yemek varsa önlerine konur. Misafirler yiyeceklerini yedikten sonra gerisi sofradan kaldırılacaktır. Ama bu misafirler gayet obur çıkmıştır. “Hadi şu tabağı da bitirelim, sünnetleyelim, hadi şunu da bitir sünnettir” diyerek tabakları bir bir temizlemektedirler. Hoca bu duruma içerler ama misafir oldukları için bir şey diyemez. O sırada hocanın oğlu odaya girer.
Misafirler: Hocam maşallah bu senin oğlun mu, adı ne diye sorarlar.
Hoca: Oğlumun adı farz der.
Misafirler: Hocam bu ne biçim isim hiç duymadık?
Hoca lafı gediğine koyar: Sünnet deseydim onu da yiyecektiniz! 😀 😀
Hızır (a.s.) bir camide vaaz dinlemektedir. Yanındaki gariban bir müslümanın uyukladığını farkeder. Adamı dürter, hemşehrim bak hoca konuşuyor, dinle der. Adamcağız uyanır gibi olur, hı, tamam der. Biraz sonra yine uyuklamaya başlar. Hızır (a.s.) yine adamı dürtüp uyandırır. Ama az sonra adamcağız yine uyuklar. Hızır (a.s.) üçüncü defa adamı dürtünce adam döner ve şöyle der: Beni ikide bir dürtükleyip durma, yoksa şimdi cemaate seslenirim Hızır (.a.s) yanımda diye!!!