Hadislerle Kalp Amelleri

İnsanın nasıl bedeniyle işlediği ameller varsa kalbiyle işlediği ameller de vardır. Kalp amellerinin en önemlisi imandır. Sevmek, nefret etmek, şefkat göstermek vb. kalbin amellerindendir.

Şu çoğumuzun bildiği hadis üzerinde bir az düşünelim:

Mazlumun duasından sakın. Çünkü onunla Allah arasında perde yoktur. (Buhari)

Niye? Niye perde yoktur? Niçin mazlumun duası hızla Allah katına yükselir? Neden normal zamanlarda yapılan dualardan daha hızlı varır? Allah yapılan duaların hepsini bilmiyor mu?

Zulme uğramış bir garibin halini düşünün. O, Allah’a yakarırken öyle gönülden, öyle kalbinin derinliklerinden yana yakıla yakarır ki! Allah gariplerin, mazlumların rabbidir, o kimsesizlerin kimsesidir. Madem ki kalp nazargah-ı ilahidir, acıyan, kavrulan, yakaran bir kalp rabbimizin nazarında nasıldır bir düşünün.

Madem ki kalp nazargah-ı ilahidir, kalp kıranın, onu acıtanın akibetinden korkulur. Efendimiz buyurdular ki: Bana cehennem gösterildi. Baktım çoğu cehennem ehli kadınlar! İnkar ederler. Soruldu: Allah’ı mı inkar ederler? Efendimiz buyurdu: kocaya nankörlük, iyiliğe nankörlük ederler. Bir kadına yıllarca iyilik yaparsın. Sonra senden (onu kızdıracak) bir şey görür. Senden ne hayır gördüm ki der. Buhari, Muslim

Bir koca düşünün. Ailesine helal lokma yedirmek için, onları ele güne muhtaç etmemek için çalışmış, olur olmaz çiğ heriflerin ağız kokusunu çekmiş, değişik tiplerle didişmiş, yorulmuş. Onca yıldan sonra karı koca arasında çıkan bir münakaşada kadın öfkesini alamayıp “zaten senden ne gördüm ki” diyor. Şimdi siz o adamın halini bir düşünün. Kalbinin ne kadar acıdığını bir tahayyül edin.
İnsan hadisin ilk kısmını okuyunca cehennemdeki kadınlar zina gibi, dedikodu gibi korkunç günahlar mı işlemişler acaba diye merak ediyor. Sonra bir de bakıyor ki onların suçu hiç de beklenmeyen, önemsenmeyen bir şey, öfke anında söylenmiş bir söz! Evet ama o söz nasıl da canını yakıyor kocanın. Nasıl kalbini acıtıyor. Nazargah-ı ilahi olan kalbini..

Kadınların erkeklere kıyasla güçlü oldukları taraf onların duygu, şefkat yönleridir. Bir kadın bu özelliğini iyi yönde kullanırsa hiç bir erkek ona yetişemez. Mesela hiç bir erkek annelik makamına erişemez. Ama aynı kadın öfkelendiği zaman da en incitici lafı sokuverir karşısındakine. İşte kadının bir imtihanı budur. Belki kadına boşama hakkı verilmemesinin bir hikmeti de bu olsa gerek. Eğer kadınlar kocalarını boşayabilseydi kadının kızgın anlarının kurbanı olup boş düşmemiş erkek bulmak oldukça zor olurdu. Erkeklerin de kadınlardan daha güçlü oldukları, hem iyiye hem de kötüye kullanabilecekleri özellikleri vardır. Onlar da o özelliklerle imtihan olunurlar. Yukarıdaki hadisde kadınlara kendi imtihanları hatırlatılmakta ve dikkatli olmaları öğütlenmektedir. Hem de kalp kırmanın ne kadar ciddi sonuçları olduğuna dikkat çekilmektedir.

Buna benzer bir örnek de ana babanın çocuğuna bedduasıdır. O bedduaya maruz olan kimse iflah olmaz derler. Neden? Çünkü kişi ana babasına kötülük yaptığında onların canı öyle yanar ki. Hani eğer dosttan gelen fiske düşmandan gelen taştan daha ağırsa, insana kendi canından, ciğerinden gelen darbe ne kadar acıtır siz tasavvur edin. Anne baba çocuğuna beddua etmek istemez, ama canı çok yanıp da kendini tutamayıp beddua ederse o çocuk artık iflah olmaz. Niye? Çünkü o beddua öyle kalpten, öyle bir yoğunlukla yapılmıştır ki Allah katına müthiş bir hızla ulaşmıştır.

Bir de şu muhteşem hadise dikkat ediniz:

Efendimiz buyurdular ki: Susuzluktan ölmek üzere olan bir köpek kuyunun etrafında dolaşıyordu. O sırada İsrail oğullarından bir sokak kadını onu gördü. Kuyudan su çekip köpeğe su içirdi. Bu yaptığından dolayı Allah o kadının günahlarını bağışladı. Muslim

Bu hadiste o kadının günahlarına değil, bir hayvan bile olsa cana nasıl vurgu yapıldığını fark ettiniz mi? O kadının belki dağlar gibi olan günahlarının bir sokak köpeğinin canı hatırına bağışlanması üzerinde düşünün. Rahman ve rahim Allah’ın katında bir hayvanın hayatı bu kadar kıymetli ise varın insan hayatının kıymetini tasavvur edin. Ama burada gözden kaçırılabilecek bir nokta daha var: Bilindiği gibi köpek sadık ve kadirbilir bir hayvandır. Susuzluktan ölmek üzereyken kendisini sulayan kadına duymuş olabileceği minnettarlığı, kalbi şükranı tahmin etmek zor olmasa gerek. Eğer bir köpek kalbinin mutluluğu, minnettarlığı bu kadar önemliyse varın siz bir insan kalbini kırmanın korkunçluğunu, bir insanı sevindirmenin güzelliğini takdir edin.

Hele o sevindirdiğiniz kişi bir yetim ise! O gönlü kırık, mahzun yetimin kalbine mutluluk saçtınız mı Allah’ın sizi alıp en yüksek makamlara uçurması işten bile değildir! En yüksek makam mı, nasıl yani mi dediniz? Bakın efendimiz ne buyuruyor: (iki parmağını birleştirerek) ben ve yetime kefil olan kişi cennette böyleyiz! Buhari Bundan daha yüksek bir makam olur mu bir müslüman için!

Taberani ve İbni Ebiddünya’nın rivayet ettikleri hasen bir hadiste efendimiz şöyle buyurdular:

Allah’a en sevgili olan kişi insanlara en faydalı olandır. Allah’a en sevgili olan amel Müslümana verdiğin sevinç veya onun bir derdini halletmen veya onun bir borcunu ödemen veya açlığını gidermendir. Bir kardeşimin ihtiyacını gidermek için yürümek bana bir ay boyunca bu mescidimde (Medine’de mescid-i nebide) itikafta kalmaktan daha sevimlidir.
Kalp kırmamak, gönüller yapmak, insanların kalbine sevinçler doldurmak en çok Ehl-i Hak olan biz müslümanlara yaraşır. Müslüman etrafına mutluluk saçan, dürüst, en basit bir vaadinde bile sözünün eri, içi dışı bir, sevgi dolu bir insandır. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz (Buhari) diyen o iki cihan serverinin, on dört asır önce kumdan ayın ondördü gibi çıkıveren o yetimin yolunda olandır.

Subscribe
Haber ver
guest

0 Comments
en eski
en yeni en çok oylanan
Inline Feedbacks
View all comments