İSLAM KÖLELİĞİ KALDIRMAYA ÇALIŞTI MI?

Hayrettin Karaman bir yazısında şöyle diyor:

Osmanlı Nazırlarından (bakan) Mahmud Es”ad Efendi”nin bu konudaki bir yazısını nakledeceğim (Yazının yeri için bak: H. Karaman, Yeni Gelişmeler Karşısında İslam Hukuku, İst. 1998, s. 151 vd.):

“Bütün eski milletlerde var olan esâret (tutsaklık) usûlü Araplar arasında pek çirkin bir şekilde mevcut idi. İslâm dini onu sınırlayarak ve güç şartlara bağlayarak devam ettirdi. (“Devam ettirdi” yerine “zaman içinde adım adım ortadan kaldırma yolunu açtı” demek daha doğrudur.H.K.)

Parantez içindeki kısma dikkat ettiniz mi? Hayrettin Karaman Mahmud Es’ad efendinin ifadesini tashih ediyor. Bırakın ezik ilahiyatçıları, bozuk modernistleri, ehl-i sünnet tarafında olan en sağlam İslamcılar bile İslamda kölelik konusundan çok rahatsız olup, yazılarına veya sözlerine “aslında İslam köleliği kaldırmayı hedeflemiştir” diyerek başlar.

O zaman İslam köleliği niye gayri meşru kılmadı diye itiraz ederseniz, efendim köleliğin bir anda ilğa edilmesi o zamanki toplumda problemlere yol açacaktı, köleler hürriyete hemen intibak edemeyecekti, görmüyor musunuz Amerika’da kölelik birden kaldırılınca siyahlar nasıl boşlukta kaldılar gibi cevaplar verirler. Öbür taraftan İslam köleliği tedricen kaldırmak için çeşitli vesilelerle köle azadını teşvik etmiştir derler. İyi de burada bir çelişki yok mu? Köle azadı yavaş yavaş olan bir şey değil ki. Sahibi köleye seni azat ettim diyor. Köle o andan itibaren hür oluyor da niye boşlukta kalmıyor? Hem İslam köleliği birden ilğa etseydi problem olacaktı diyeceksiniz hem de İslam köle azadını teşvik ederek köleliği kaldırmayı hedeflemiştir diye iddia edeceksiniz. Bu, ezikliğin insanı düşürdüğü bir tenakuzdan başka bir şey değil.

Hem bir an için diyelim ki İslam birden değil de, yavaş yavaş köleliği kaldırmaya çalıştı. O zaman İslam yeni köleleştirme kaynaklarını tamamen haram kılardı. Toplumdaki mevcut köleler de ya ecelleri gelip öldükçe veya azat edilerek bir iki nesil içinde tamamen kölelik bitmiş olurdu. İşte o zaman İslam köleliği kaldırmayı hedefledi ve bir kaç nesil içinde de tamamen yok etti diyebilirdik.

AMA İSLAM KÖLELEŞTİRME KAPISINI AÇIK BIRAKTI!!

Demek ki bizim İslamcılarımızın “İslam köleliği kaldırmayı hedeflemiştir” iddiası tamamen havada kalıyor. Bir düşünün hür bir insanın köleleştirilmesi insan haysiyetine, onuruna aykırı bir şey ise insanı en çok onurlandıran ve onun hakları üzerinde titreyen bu din nasıl oluyor da köleleştirme kapısını ebediyen kapamıyor? Alkollü içki içimini tedricen ama ebediyen yasaklayan bu din, faizi kıyamete kadar haram kılan bu din nasıl oluyor da insanı bir mal derekesine düşüren köleliği tamamen gayri meşru kılmıyor?

Buna cevaben diyecekler ki “Ama İslam savaş esirliği hariç diğer köleleştirme yollarını kapattı ya!” O zaman sorarız: Niye o yolları kapattı da savaş esirliği yolunu açık bıraktı? Diyecekler ki “efendim o zamanki şartlar bazen öyle gerektiriyordu”. İşte bunu dedikleri an tartışma bitmiştir. Çünkü bu ezikler “şartlar öyle gerektirdiğinde” müslümanların yeni köleler, cariyeler edinebileceklerini kabul etmek zorunda kalmış olurlar. Öyleyse:

  • Evet bir çok münasebetle İslam köle azadını teşvik eder ama köleliği kaldırmayı filan hedeflemez.
  • Uygun gördüğünde, Müslümanların emiri savaş esirlerini köleleştirip, gaziler arasında dağıtabilir. Savaş esirlerine yapılacak muamele arasında köleleştirme seçeneği kıyamete kadar geçerlidir.
  • İslam hukukunda köleler, cariyeler hakkındaki hükümler her zaman caridir.
  • Eski Roma’daki kölenin statüsü ile İslam’daki köleliği birbirine karıştırmak cahillikten başka bir şey değildir.
  • Modern kölelik bugün yeni Roma’da da devam etmektedir. Köleliğin kanunen yasak edilmiş olması bir kandırmacadan ibarettir.

Kölelik meselesinin bu İslamcı ezikleri en rahatsız eden kısmı da İslam da sahibinin cariyesi ile yatma ruhsatıdır. Şimdi bu ruhsat sadece sünnette varid olsaydı, “biz Kuran’a bakarız” diyen taife her zaman yaptıkları gibi işlerine gelmeyen hadisleri hemen inkar yoluna tevessül edecekti. Ama bu ruhsat bizzat Kuran’da ayetlerde açıkça verilmektedir:

  • Onlar, eşleri ve sağ ellerinin malik oldukları (cariyeleri) dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.  Muminun 5-6
  • Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.[105] Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. Nisa 3
  • Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık… Ahzab 50

Buradaki ruhsat, kadın esirlere gavurların reva gördüğü muameleye benzemez. Cariye ailenin bir parçasıdır. Sahibi istediği takdirde bekar olması şartıyla cariye ile yatabilir. Veya sahibi cariyeyi başkasıyla evlendirebilir. Bu durumda sahip cariyenin velisi hükmünde olur. Cariye sahibinden çocuk doğurursa statüsü değişir. Böyle durumlarda sahip, çocuğunun köle bir anne ile büyümesini istemeyeceğinden, ya cariye azat edilir veya azat edilip sahibiyle evlenir. Ama bunlar olmazsa bile sahibi vefat ederse hemen hürriyetini kazanır.

Sürekli harpler sebebiyle meydana gelen insan kayıplarına karşı çok evlilik ve cariyeler yoluyla çocuk yapmak çok önemlidir. Kaybettiğinden daha çok insan yetiştiremezse Müslümanlar büyük bir tehlike altında kalırlar. Eskiden serhat boylarında sık sık küffarla Müslümanlar arasında çatışma çıkar, sürekli can kaybı olurdu. İşte gaziler bu durumu karşı taraftan aldıkları cariyelerden çocuk yaparak telafi ederlerdi. Böylece düşmandan alınan bu esirler İslam toplumuna yük olmak yerine, nüfus kazandırarak katkıda bulunmuş oluyorlardı.

Ama ille de esirler köle veya cariye yapılacak diye bir mecburiyet yoktur. Müslümanların emiri dilerse bir iyi niyet gösterisi olarak onları fidye mukabilinde olsun olmasın serbest bırakabilir, esir mübadelesinde kullanabilir, eğer korkunç savaş suçları işledikleri tesbit edilmişse idam dahi edebilir.

Şurası unutulmasın sıradan insanlar köleleştirilmiyor. Bu insanlar Müslümanlara karşı savaşmış ve esir alınmışlardır. Onlara karşı ne yapılacağını da gavurların yalancı ve pis propagandaları değil Allah’ın kitabı ve rasulunun sünneti belirleyecektir.

Müslüman İslam da kölelik esaslarından, köleye muamele ölçülerinden gurur duymalıdır. Çünkü savaş esirlerine böyle muamele eden, gerçekçi ama o kadar da insancıl ve insaflı başka hiç bir uygarlık yoktur. Başka uygarlıkların köle tarihi utanç ile, bizimki ise iftihar tablolarıyla ile doludur.

Subscribe
Haber ver
guest

1 Comment
en eski
en yeni en çok oylanan
Inline Feedbacks
View all comments
Dilek
Dilek
3 years ago

ALLAH razi olsun.
Bazi müslumanlar baskalarının elestirme fırsatı bulduğu konuları sanki İslâm’ın bir kusuru varmış da onu örtmek, telafi etmek, te’vil etmek nihayet TELBİS etmek gibi cabalarının karşısında, bunlarin kusur olmadığını, bilmedigimiz hikmetlerle bunun böyle olduğunu acıkca iman edip ifade etmek olmasi gereken bir durumdur.
Kaleminize saglık