Modern Dünyada Kadın

Onlar O’nu (Allah’ı) bırakıp ancak dişilere taparlar, ancak yaldızlı şeytana taparlar.. Nisa 117

 

Meşhur bir İslam davetçisinin konuştuğu bir toplantıda gayri müslim bir kadın kalkıp İslam’ın kadınları neden örtünmeye zorladığını sorar. Davetçi de ona İslamın kadına ne kadar değer verdiğini, onu koruduğunu filan anlatarak alışageldiğimiz cevaplar verir. Bir çok durumda benzer sorular sorulmuş, benzer cevaplar verilmiştir. Hatta bu konuda “İslamda Kadın” türünden kitaplar yazılmış, modern/seküler dünyanın ithamkâr sorularına cevap yetiştirmeye, İslam’da kadının durumu müdafaa edilmeye çalışılmıştır.

Hem bu gibi soruları sormada, hem de cevap vermede müthiş bir yanlışlık olduğunu farkettiniz mi? Niçin modern giyimli bir kadın kendine bir bakıp ben niye böyle giyiniyorum diye sormuyor? Eğer bu kadın batılı ise 20nci yüzyıldan önce batıda kadınların asırlarca gayet kapalı giyindiklerine bakıp giyimindeki garabeti kendisinde araması gerekmez mi? Kadının sorusuna muhatab olan davetçinin de müdafaa pozisyonuna geçeceğine önce modern dünyada kadının giyimini hatta durumunu sorgulaması icab etmez mi?

Ne oldu da kadınların asırlarca kapalı giyindikleri bir dünyada giyinme şekilleri çok değişti? Sadece giyim değil, kadının durumu büyük değişikliklere uğradı. Ahlaki değerlerde çöküş mü oldu? Yoksa kapitalizm kadını moda ve kozmetik satacağı muazzam bir tüketici kitlesi, kadın etini de pazarlayacağı büyük bir meta olarak yeniden mi keşfetti? Dünya savaşlarında erkekler cephede çarpışırken kadınlar fabrikalarda çalışıp ilk defa kendi kazandıkları paranın tadını mı aldılar? Sebepler ne olursa olsun modern dünyada kadının durumu geçmişe nazaran çok farklı bir hale gelmiştir. Modern kadın hem çok feci bir duruma düşürülmüş, hem de bu durumun kendileri için çok iyi olduğuna inandırılarak fena halde dolduruşa getirilmişlerdir. Öyle ya İslamda kadınlar niye örtünüyor diye soranların çoğu kadın değil mi?

Kadının düştüğü hale bakınca insan merak ediyor, dişisini bu kadar istismar eden başka bir canlı var mı diye. Kadın modern dünyada bir et yığınına indirgenmiştir. Sadece fuhuşta değil, mal satışında, reklamda, iş yerinde, eğlence sektöründe de bir meta’a dönüştürülmüştür..

Bakınız bu konuda, yukarıdaki ayetin tefsirinde merhum Elmalılı Hamdi efendi ne diyor:

Ya’ni müşrik ruhunun gayei ma’budu kadındır. Onun nazarında taabbüdün en büyük misali kadınlara tapınmadır. O bütün zevkini, bütün ilhamını kadından almak ister, kadın zevki onun için lezzetlerin en büyüğü olur. Onun bütün hayallerinin başında bir kadın hayali vardır. Ve bundan dolayı her oturduğu yerde, her hürmet edeceği mevki’de güzel bir kadın resmi arar. Putların ve hele çoğu putların kadın ismile tesmiye edilmiş olması da kadın taabbüdünün ruha hâkim olmasından ileri gelir. Putların konumu buna bir sembol, bir timsal olmaktan ibarettir.

Bu suretle fevkal’âde veya muhayyel güzellerin suretleri genelleştirilerek onların hayalleri karşısında diğer kadınlar tahkir edilir. Ve en çirkin bir kadın, en güzel bir puttan daha kıymetli olmak lâzım gelirken ma’budunu kadın telâkki eden müşriklerin elinde hakikî kadınlar öyle bir ibtizale düşerler ki hürmet şöyle dursun en basît insanî haklardan bile mahrum edilirler. Davaya bakarsanız kadın her şeydir. Fiiliyata bakarsanız kadın oyuncakların en sefili olmuştur… 

Benzer şekilde günümüzde binlerce kız arasından seçilmiş modellerle, oyuncularla, şarkıcılarla çok dar bir güzellik anlayışı yerleştirilmiş ve bu suretle kadınların büyük çoğunluğu çirkinleştirilmiştir. Genç kızlar o oyunculara, şarkıcılara özenmekte, onlara “idol” demektedirler. Ne ilginçtir ki “idol” kelimesi aslen put manasındadır! Genç kızlar onlara benzemeye çalışmakta, bir iki kilo alınca bunalıma girmektedirler. Kadının ete indirgendiği bir dünyada, kadın cinselliğinin saplantı derecesinde vurgulandığı bu kültürde yaşlanmak kadınların korkulu rüyası haline gelmiştir. Gerçi gençliğe yapılan aşırı vurgu erkekleri de yaşlanmaktan korkutmaktadır ama bu korku kadınlarda çok daha şiddetlidir. Çünkü en önemli sermayeleri hızla ellerinden kayıp gitmektedir. Evet merhum Elmalılı’nın dediği gibi davaya bakarsınız kadın her şeydir ama gerçekte oyuncakların en sefili haline getirilmiştir. Güzellik yarışmalarına katılan genç kızlardan bir “et” tablosu oluşturmak kadar kadını aşağılayıcı bir şey var mı? Müslüman kadını örtüsünden “kurtarıp özgürleştirmek” isteyen modern kadının hiç bu yarışmalara itiraz ettiğini, o kızları kurtarmak istediğini gördünüz mü?

Yukarıdaki ayetin devamında “onlar ancak merid şeytana taparlar” ifadesi gelir. “Merid” çok ilginç bir kelimedir. Cilalı, parlak hem de hayırsız demektir. Bakın takip eden ayetler nasıl da günümüze işaret ediyor:

Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: “Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah’ın yaratışını değiştirecekler, dedi… Nisa 118-119

Bu kadın vücudu saplantılı kültür bir kere yerleşti mi artık şeytanın işi kolaylaşmıştır. Allah’ın yaratışını değiştirmelerini emreder onlara. Botoks yaptır der, yaptırırlar. Estetik ameliyat ol der, olurlar. Kırışıklarını gerdir der gerdirirler. Allah’ın fıtratını bozdukça bozdurur şeytan modern çağdaki kölelerine, hem de o köleler kendilerini müthiş özgür zannederken. Erkekler kadınlaşır. Kadınlar erkekleşir. Kadınla erkek arasındaki fıtrî farklar törpülendikçe törpülenir. Halbuki bizim fıkhımızda çocuklara kız ve erkekler arasında ortak kullanılan isimler vermek bile hoş görülmemiştir.

Evet modern toplumun özelliklerinden biri eşitlik iddiası altında kadınlarla ve erkeklerin giderek daha çok birbirine benzemeleridir. Erkek gibi giyinen kadınlar, kadın gibi süslenen erkekler, kadın dışarıda çalışırken evde çocuk bakan kocalar.. Artık anne olmak hatta çok çocuk sahibi olmak neredeyse utanılacak bir hale gelmiştir. Oğullarının, kızlarının etrafında döndüğü, sevgiyle saygıyla hizmet ettiği o eski anneler yoktur artık. Senede ancak bir iki kere bayramda aranan veya uğranan yalnız anneler vardır. Ana kucağında, onun kokusu ile, sevgisi ve özeni ile büyüyen çocuklar yoktur artık. Kreşlerde yabancı kadınların elinde büyüyen çocuklar vardır.

Şeytan Allah’ın verdiği fıtratı değiştirmesi için beşeri sürekli teşvik eder, durur. Bunun bir neticesi de feminizmdir. Erkeklerden gelen haksızlıklara isyanla, eşitlik talebiyle feministler, davalarında ilerledikçe erkeklere benzemeye başlarlar. Onlara aslında feminist değil belki “maskülist” demek daha doğru olur. Erkeklere isyan ederken erkeğe dönüşürler. Hem modern-müşrik dünyada bugün beden teşhiri sanki bir özgürlükmüş gibi gösterilmektedir. Bu müşriklere göre mesela mini etekli bir kadın özgür kadındır, ama tesettürlü bir kadın öyle değildir. O kocasına ait bir mülktür. Üzerine örtü atılmakla kısıtlanmıştır. Halbuki dikkat ettiniz mi Kur’an’da çıplak olma insanın aşağı bir durumu ile ilintilenmiştir:

Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. Araf 27

Bu ve başka ayetlerden anlaşıldığına göre Adem ve Havva cennette elbiseli olarak geziyorlardı. Allah’ın yasak ettiği ağaçtan yiyince elbiseleri üzerlerinden düşüverdi. Bir tarafta Allah’ın emrine uymaya tekabül eden giyiniklik hali, öbür tarafta Allah’a karşı gelmeye tekabül eden çıplaklık! Bir tarafta Allah yolunda olarak özgürleşme, diğer tarafta şeytana uyarak köleleşme!

Modern dünyada kadın erkek ilişkilerindeki bir özellik de aradaki saygı ve sevginin, güvenin çok azalmış olmasıdır. Bu durumu Batı’da yaşamamış olan müslümanların farketmesi zordur. Mesela oralarda karı kocanın banka hesapları ayrıdır. Mesela kadın 911’i arayıp kocasının kendisine vurduğunu söylerse polis 5 dakika içinde kapıda biter, kadını alıp kadın sığınağına götürür. Mahkemede dava açılır. Mahkemenin ilk kararı dava sonuçlanana kadar kocanın karısının bir kaç yüz metre yakınına gelmemesidir. Bütün bunlar bize garip veya aşırı gelebilir ama batı ülkelerindeki bu gibi uygulamalar kadını korumak içindir. Çünkü kadınlar öyle feci dövülmektedir ki ya ölmekte veya hastanelik olmaktadır. O sebeple oralardaki düzen kadına bir fiske bile vurulmuşsa risk almak istemez ve hemen kadını güvenli bir yere almaya çalışır. Mesela Amerika’da üniversite kampüslerinde her 4 veya 5 kadından biri cinsel tacize veya tecavüze uğramaktadır! Tahminlere göre bu olayların yüzde doksanı da gizli kalmaktadır. Halbuki Amerika da kadın bulmak gayet kolay. Evlilik dışında kadınla beraber olmanın çok zor olduğu bazı muhafazakar doğu toplumları gibi değil. Peki niye bu kadar çok tecavüz? Daha ilginçi de bu olayların kampüste yani eğitimli insanların bulunduğu bir eğitim yuvasında olması! Demek ki bu işleri cahil, dağdan gelme insanların yaptığını söyleyemeyiz. Irza tecavüz kadını en ağır bir şekilde aşağılamanın bir yoludur. Kadınla erkeği eşitlemeye rağmen, kadına onca haklar vermeye rağmen kadına şiddet niçin azalmıyor, bilakis artıyor?

Modern kültürün beyinlere en şiddetli olarak kazıdığı bir zihniyet de tek evlilik saplantısıdır. Çok evliliğe son derece kötü gözle bakılır. Bu hastalık müslüman kadınlara da sirayet etmiş, üzerlerine gelebilecek muhtemel bir kumayı kıskanma veya normal bir hoşnutsuzluğun çok ötesinde, neredeyse imanlarını tehlikeye atacak bir aşırılıkta karşı çıkmaya başlamışlardır. Bazıları işi o raddeye vardırmıştır ki 4 hanım almaya ruhsat veren ayetleri, “erkeğin adalet yapabilmesi imkansızdır, öyleyse Allah sadece tek eşliliğe izin veriyor” demeye kadar götürmüşlerdir.

Bir çok kişi tek evliliğin Batı da cari olan eşitlik ilkesinden geldiğini zanneder. Halbuki bu iş eski Roma-Yunan kültürüne dayanmaktadır. Eski Yunan’da ve Roma’da erkekler için iki çeşit kadın vardı. Biri aile kurup neslini idame ettirmek için, diğeri de eğlence için. Roma’da aile için, çocuk yapmak için ancak tek kadınla evlenilir, eğlence için de metreslerle, barlardaki kadınlarla vakit geçirilirdi. Kutsal kitapları baştan aşağı çok eşlilikle dolu olmasına rağmen Hristiyanlık Roma ile uzlaşınca kilise bu tek eşliliği kabul etti. Bugün de Roma’nın devamı olan Batı’da durum çok farklı değildir. Evli bir çok erkek karısını aldatır. Ama İslam ile müşrik Batı arasında çok önemli değer farklılıkları vardır. İslam’da karşı cins ile beraber olmanın tek yolu evliliktir.

Erkek kadın nüfusu tamı tamına eşit olmaz. Erkek veya kadın sayısı az da olsa fazladır. Erkek sayısı fazla ise savaş, iş kazası vs. sebeplerle erkek genelde kadından az yaşadığından erkeklerin evde kalması çok sorun olmaz. Kadından az yaşamasa bile erkek dul kadınla evlenebilir. Hiç evlenemese bile erkek vücudu bundan bir zarar görmez. Halbuki kadında durum böyle değildir. Mesela diyelim 100 milyonluk müslüman bir ülkede 200 bin kadın fazla olsun. Evlilik tek eşliliğe sınırlanırsa yaklaşık olarak 200 bin kadının hiç anne olma şansı yok demektir. Bu durum ise onlarda psikolojik ve fizyolojik sorunlara yol açar. Bir tehlike de o insanların bazılarının gayri meşru ilişkilere sürüklenmesidir. Çünkü evliliğin zorlaştırılması zinaya teşvik demektir. Savaş zamanlarında kadın erkek dengesi daha çok bozulduğundan tek eşliliğe kısıtlanmış toplumlarda durum daha da kötü bir hale gelir.

Dininden ve ahlakından emin olduğunuz biri size geldi mi hemen evlendiriniz. Yoksa yer yüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar. Tirmizi

Çok eşliliğin yasaklanması hem zinaya teşviktir hem de müslüman kadın sayısı şu veya bu sebeble fazla olduğu zaman onlara zulümdür. Çok eşlilik doğru bir biçimde uygulandığı takdirde kadına nimet, erkeğe külfettir. Eğer kadın erkek nüfusu arasındaki fark çok az ise evliliklerin büyük çoğunluğu zaten tek eşli olacaktır. Problem Allah’ın verdiği çok önemli bir ruhsatı yasaklamaktadır. Bunu yapan toplumlar ağır sonuçlarına dünyada katlanmak zorunda olacağı gibi, ahirette de büyük bir vebal altına girerler. Çok evliliği yasaklamak yasaklayanları, o yasağı onaylayanları küfre götürür. Çünkü bu, Allah’ın ahkamına karşı gelmektir.

Biz müslümanların modern zamanların kafa karışıklığından kurtulma zamanı gelmedi mi? Erkekler erkek, kadınlar kadın mı olacak yoksa erkekler kılıbık, kadınlar feminist mi? Modernlere benzeyip bir veya iki çocukta mı kalacağız yoksa çok çocuklu mu olacağız? Erkeklerimiz baba, kadınlarımız anne olmayı bilecek mi?

Ülkemizde ve dünyada kadınların bir meta haline getirilmesine ne zaman karşı çıkacağız? Ne zaman müşrik yeni Roma’nın çirkin yüzünü teşhir edip kadınların fıtrî haklarını müdafaa edeceğiz? Hangi dinden, kültürden olursa olsun, dünyanın neresinde olursa olsun kadının maruz kaldığı muamele bütün insanlığa karşı bir hakarettir. Kadın eti istismarı bütün insanlık için bir utançdır. Bu modern sömürüye karşı tavır alabilecek tek grup tevhid ehlidir. Allah için İslam’ın ahkamını bütün dünyaya haykırmak yerine modernlere özenen müslümanlara bu yaptıkları vebal olarak yeter. Unutmayalım ki yeryüzünde tevhidle şereflenen biziz, Allah’a secde eden biziz, en güzel ve ihtişamlı giyinen bizim kadınlarımız, üzerimizde, hayatımızda Kuran ve sünnetin bereketi var. Yeryüzünde en şanslı, en mutlu, en büyük iman nimetine nail olanlar biziz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Subscribe
Haber ver
guest

1 Comment
en eski
en yeni en çok oylanan
Inline Feedbacks
View all comments
Ali
Ali
7 years ago

Eline saglik Umit abi. Bu yazilari ne zaman toplayip kitaplastirmayi dusunursunuz ?