Alimler Receb ayının fazileti ve o ayda yapılacak oruç veya başka ibadetlerin fazileti hakkında hiç bir sahih hadisin gelmediğini söylemişlerdir. Bunu söyleyenlerden bazıları İmam Nevevi ile İbni Hacer el-Askalani’dir (r. aleyhima)
Bu konuda yazdığı Tebyinul-aceb bima verede fi şehri receb kitabında İbn-i Hacer merhum şöyle der:
Receb ayının veya o aya has orucun veya gece namazının fazileti hakkında hüccete salih sahih bir hadis varid olmamıştır. Bunu benden önce İmam Ebu İsmail El-Herevi Hafız söylemiştir. İlim ehlinin mevzu olmadıkça zayıf da olsa fazaile dair hadislere müsamaha etmeleri yaygınlaştı. Ama böyle yapanın hadisin zayıf olduğunu bilmesi ve öyle itikad etmesi şarttır ki hadis meşhur olmasın, kişi zayıf hadisle amel etmesin, şer’ olmayan şey şeriattan sayılmasın veya bazı cahiller onu sahih sünnettendir zannetmesin. Üstad Ebu Muhammed b. Abdusselam ve diğerleri de bu mana ile açıklamışlardır. Kişi efendimizin şu sözünün kapsamına girmekten sakınsın: “kim benden hadis söylerse ve onun yalan olduğunu bilirse o da yalancılardan biridir.” Hal böyle iken o yalan hadisle amel etmek nice olur.
Ahkam olsun, fazail olsun hadisle amel etmekte aralarında fark yoktur, çünkü hepsi şeriattır.
Sonra dönüp şöyle deriz: Bu konuda varid olan en uygun rivayet Nesai’nin rivayet ettiği Usame b. Zeyd hadisidir: Dedim ki ya resulullah diğer aylarda Şaban ayı kadar çok oruç tuttuğunuzu görmüyorum. Dedi ki: O ay Receb le Ramazan arasında insanların gafil olduğu aydır…. (Bu hadis hasendir)
Bu hadiste Receb in Ramazan’a benzediğine işaret vardır. İnsanlar Ramazan da ibadetle meşgul oluyorlar ama benzer ibadetten Şaban’da gafil kalıyorlar. İşte onun için efendimiz Şaban ayında oruç tutuyordu. İbadetin oruca has olması da Receb in faziletine işarettir. Bu onların nezdinde malum ve mukarrerdi.
Yine bu kabilden bir hadis de Ebu Davud’un Sünen’de rivayet ettiği şu hadistir: Mucibe El-Bahili babasından veya amcasından: Rasulullah gelmiş babası (veya amcası) müslüman olmuştu. Bir sene sonra yine geldiğinde baktı onun hali, görünüşü değişmiş. Dedi ki ya resulullah beni tanımadın mı? Resulullah: Sen kimsin? Ben geçen sene geldiğin El-Bahili’yim. Resulullah: Sana ne oldu böyle. Geçen sene daha iyi görünüyordun? O dedi ki: Yâ Resûlallah! (Geçen yıl seninle görüştüğüm günden bugüne kadar) sadece gece yemek yedim, diye cevap verdi. Efendimiz ;
— Niye kendine eziyet ettin? Sabır ayında ve her aydan bir gün oruç tut. O dedi ki:
— Yâ Resûlallah! Ben güçlüyüm, dedim. O:
— O zaman iki gün tut.
— Gücüm bundan da fazlasına yeter, dedim. O:
— Üç gün oruç tut buyurdu. Ben:
— Şübhesiz benim gücüm (bundan da fazlasına) yeter dedim. O :
— Haram ayında tut ve bırak, haram ayında tut ve bırak buyurarak parmaklarıyla üç işareti yaparak onları kapatıp açtı.
Bu haberde – İsnadında bilinmeyen bir ravi olsa da – Receb ayının bir kısmında oruç tutmaya delil vardır. Çünkü Recep ayı haram aylardan biridir.
Bu konudaki bir hadis de şudur:
Kim her haram ayda Perşembe, Cuma ve Cumartesi oruç tutarsa ona 700 sene ibadet sevabı yazılır.
(Çevirenin notu: Sahavi bu hadis için metin olarak ve sened olarak batıldır demiştir.)
Sonra İbn-i Hacer merhum kitabında Recep ayının faziletine dair varid olan zayıf ve mevzu hadisleri sıralıyor. Onlardan biri de bizde pek meşhur olan şu hadistir:
Recep ayı girdiğinde efendimiz şöyle derdi: Allah’ım, Receb ve Şaban ayını bize mübarek kıl ve bizi Ramazana ulaştır.
İbn-i Hacer hadisin ravilerinden Zaide hakkında Buhari’nin “hadisi münkerdir”, İbn-i Hibban’ın “hadisiyle ihticac edilmez” dediklerini yazar. Bunlardan anlaşılıyor ki bu hadis oldukça zayıftır.
Değerli okur, elbette her müslüman sadece Receb’in, Şaban’ın değil senenin bütün aylarının kendine mübarek olmasını, Allah’ın onu bir Ramazan ayına daha kavuşturmasını ister. Ama ne İslamın ne efendimizin sünnetinin bu gibi çok zayıf ve uydurma rivayetlere ihtiyacı yoktur. İslam anlayışımızı ve amellerimizi bu gibi rivayetlerin üzerine bina edemeyiz. İbn-i Hacer merhumun zayıf hadislerle amel hakkında yukarıda söyledikleri çok önemlidir:
Zayıf hadisle amel edenin hadisin zayıf olduğunu bilmesi ve öyle itikad etmesi gerekir ki bu hadis yayılmasın, meşhur olmasın, şeriat olmayan şey şeriat sayılmasın ve cahiller onu sahih sünnetten zannetmesin..