
Abdulfettah Ebu Gudde ve Zahidul-Kevseri

Mahmut Bayram hoca

Elmalılı Küçük Hamdi (Yazır)

Babanzade Ahmed Naim

İskilipli Atıf Hoca

Mustafa Sabri Efendi
Alimler, rabbani alimler olmasaydı din diye bir kaç hurafeden başka bir şey bilmeyecektik. Salih selefimiz ilmi efendimizden aldılar. Alimlerimiz de onlardan. Onlar ilim meşalesini bir bayrak yarışı gibi elden ele geçirerek günümüze kadar intikal ettirdiler. Muhaddislerin o inanılmaz çabaları olmasaydı efendimizin hadisleri nasıl bize gelecekti? Fakihlerimiz, müfessirlerimiz olmasaydı biz ne bilecektik? Allah hepsine gani gani rahmet eylesin. Nur içinde yatsınlar, mekanları cennet olsun. Nebilerle, sıddıklar ve şehitlerle beraber olsunlar..
Muhaddislerin hadis rivayeti için yaptıkları inanılmaz gayretler efendimizin peygamberliğine bir delil olacak ve hatta onun mucizelerinin bir devamı sayılacak kadar hayret vericidir. Dünya tarihinde başka hiç bir tarihi şahsiyetin, hayatı ve öğretileri bu kadar titizlikle ve sağlam yollarla ve inanılmaz çabalarla sonraki nesillere ulaştırılmamıştır.
Bir alim hata eder mi? Elbette edebilir. Hata etmişse başka alimler tarafından eleştirilir. Kuran ve sünnetten delillere dayanarak ilmi yoldan tenkit edilir. Ama bu tenkit edep dairesinde olmalıdır. Biz alimlerimizi hatasız olduklarını iddia ederek sevmiyoruz. İslama, ilme yaptıkları hizmetlerden dolayı, ilim öğrenip öğrettikleri için seviyoruz. Bir müctehid ictihadında hata yapsa bile sevap alır. Ama bundan başka hatalar da yapsalar bu normaldir. İnsan hata yapar. Biz onlara şükran duyuyor, yaptıkları hizmet ve çalışmalarına karşı onların ahirette hatalarının mağfur olacağını umuyoruz. Bazı cemaatler, hizipler kendi sevdikleri alimleri gözlerinde aşırı büyütürler. Şurada bir hata yapmıştır demenize dahi tahammül edemezler. Ama başka bir alim kendi sevdikleri alime karşı çıkmışsa onu kabul etmezler. İşte bu mutaassıp yaklaşıma göre sadece iki seçenek vardır: Ya hep ya hiç. Halbuki ilim talebesine yakışan insaf ehli olmak, bir bal arısı gibi ilim bahçemizden, ilim ehlinden ilim toplamak, istifade etmektir. Ama zayıf bir görüşe, delilleri şüpheli bir iddiaya raslarsa edep dairesinde hocası kim olursa olsun sorgulamalıdır. Çünkü hakkın hatırı hocanın hatırından yüksektir. Samimi bir ilim talebesi kimden gelirse gelsin hakkın peşindedir.
İmam Gazali merhum şöyle der: Bir kimsenin gerçek bir ilim ehli olup olmadığını anlamak isterseniz, bakınız: o bir talebe topluluğuna ders verirken kendinden daha bir alim birisi gelse bundan rahatsız mı oluyor, yoksa seviniyor mu? Seviniyorsa işte o gerçek ilim ehlidir.
Peki hangi ilim en önemlidir? Her ilmin önemi onun konusuyla mütenasiptir. Mesela tıp ilmi önemlidir çünkü insan sağlığıyla ilgilenir. Şüphesiz sağlıklı olmak, hastalıktan şifa bulmak insan için çok önemlidir. Ama en önemli ilim akide ve tevhid ilmidir. Çünkü tevhid ilmi Allah hakkında, onnun varlığı, birliği ve sıfatları hakkındadır. Allah'ın varlığından, birliğinden ve onun isim ve sıfatlarından daha muazzam bir konu olabilir mi? Onun içindir ki Allah teala'dan bahseden ayetulkürsi kitabımızın en muazzam ayeti, yine O'nun sıfatlarından bahseden İhlas suresi Kuran'ın üçte biri sayılmıştır. Hem akide insana mebde ve meadı yani nereden geldiğini, nereye gideceğini öğretir.
Fizik, kimya gibi ilimler bu dünya hayatımız için gereklidir ama her müslümana farz olan akidesini doğru bilmek ve onun gerekleri olan farzların nasıl yapılacağını, helallları, haramları öğrenmektir.
B
Paylaş:
- Click to share on X (Opens in new window) X
- Click to share on Facebook (Opens in new window) Facebook
- Click to email a link to a friend (Opens in new window) Email
- Click to share on WhatsApp (Opens in new window) WhatsApp
- Click to share on Pinterest (Opens in new window) Pinterest
- Click to share on LinkedIn (Opens in new window) LinkedIn
- Click to print (Opens in new window) Print