KURAN MEYDAN OKUYOR

Önce şu uyarıyı lütfen okuyun:
KURAN BİR BİLİM KİTABI DEĞİLDİR. O SAKINANLAR İÇİN BİR HİDAYET REHBERİDİR.
Ama şu ayeti de gönlünüzün baş ucuna asın:
Onlara ufuklarda ve nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz ta ki onun hakkolduğu kendilerine apaçık belli olsun. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi? (Fussilet 53)
Ateistler, şüpheciler, agnostikler önce önyargılarınızı bir tarafa bırakın ve şöyle bir etrafınızı gözlemleyin. Başınızı kaldırıp göğe bakın. Sanki ilk defa görüyormuş gibi.. Aynanın karşısına geçip kendinizi kendinizle tanıştırın. Yabancı biriyle ilk defa karşılaşıyormuşsunuz gibi.. Kendinizden ağaçlara, oradan ufuklara, oradan yıldızlara intikal edin. Hepsinin tevhidi terennüm ettiğini duyuyor musunuz? Yoksa duymamak için kulaklarınızı mı tıkadınız?
Duymuyorsunuz değil mi? Bütün bunlar madde ve enerjinin rasgele etkileşimlerinin evren platformuna düşürdüğü gölge oyunlarından ibaret sizce.
Eğer parmaklarınızı kulaklarınızdan çekerseniz, kalbinizden o ağır perdeyi bir an için aralarsanız, belki yüce Kuran'dan evrene doğru ayet ayet uzanan varlık nefesinden bazı esintiler ulaşır gönlünüze.
Bilindiği gibi Hz. Muhammed 23 senelik peygamberliği sırasında parça parça inen Kuran ayetlerini, surelerini tebliğ etti, indikçe yazdırdı, ezberletti ve sonra bu parçaların birleştirilmesiyle yaklaşık 600 sayfalık Kuran meydana geldi.
Yaklaşık 1500 sene önce yaşamış bir çöl insanının ürünüdür Kuran size göre. Okuma yazma bilmeyen, ilkel bir ortamın, kız çocuklarını diri diri gömen bir toplumun insanı..
Ve Hz. Muhammed'in meydana getirdiğini zannettiğiniz Kuran çağlar ötesinden, zamanlar üstü bir heybetle size sesleniyor:

İnkar edenler göklerle yer bitişik iken bizim onları birbirinden ayırdığımızı ve her canlıyı sudan yarattığımızı görmezler mi? Artık iman etmeyecekler mi? (Enbiya 30)
Yorum mu dediniz? Yorum yapmayacağız. Bu ayetten (ve aşağıdaki ayetlerden) ne anlayacağınızı sizin izanınıza bırakıyoruz.

Sonra duman halinde olan göğe yöneldi ve ona ve yeryüzüne isteyerek veya istemeyerek gelin dedi. İkisi de isteyerek geldik dediler. (Fussilet 11)

Gök yarılıp da kızarmış yağ renginde gül gibi olduğu zaman rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (Rahman 37-38)

Biz göğü kudretimizle bina ettik. Ve onu genişletmedeyiz. (Zariyat 47)

Sonra nutfeyi alaka (kan pıhtısı veya asılı, yapışık sülük gibi bir parça) hâline getirdik. Alakayı da bir çiğnem et yaptık. Bir çiğnem eti de kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir! (Muminun 14)

İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor? Evet, onun parmak uçlarını bile yeniden derlemeye gücümüz yeter. (Kıyame 3-4)

Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yükselttikleri kovanlardan kendine evler edin. (Nahl 68)
(Burada bir açıklama gerekiyor: "Kendine evler edin" deki "edin" fiili arapça orijinalinde dişil formda kullanılmıştır. Bu gibi durumlarda eril form kullanılması beklenirken arıya bir dişiye hitap şeklinde vahy edilmiştir.)

Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz. (Hicr 22)

Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, sanki göğe yükseliyormuş gibi, göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanları işte böyle murdarlık içinde bırakır. (Enam 125)
.
.
.
.
♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥
Bu mevzuya nihayet verirken son sözü yine ilahi kelama bırakalım:
Göklerde ve yerde nice ayetler var ki, yanlarından yüz çevirerek geçip giderler. (Yusuf - 105)
Bundan sonra artık kim doğru yolu tutarsa, o yolu kendi iyiliği için tutmuş olur ve kim de yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım" (Neml 92)
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi topyekün iman ederdi. İnsanları iman etsinler diye sen mi zorlayacaksın. (Yunus 99)
l
Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yapanız. (Enbiya 104)
♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥
Paylaş:
- Click to share on X (Opens in new window) X
- Click to share on Facebook (Opens in new window) Facebook
- Click to email a link to a friend (Opens in new window) Email
- Click to share on WhatsApp (Opens in new window) WhatsApp
- Click to share on Pinterest (Opens in new window) Pinterest
- Click to share on LinkedIn (Opens in new window) LinkedIn
- Click to print (Opens in new window) Print